Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Virginia Woolf (1882-1941)

Berivan Öncel
Gıda Mühendisi
Mart 2014 

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!.."

Fethiye DavasıVirginia Woolf (1882-1941) İngiliz romancı, deneme ve biyografi yazarı, feminist. Woolf, her yeni romanıyla modernist tarzını değiştiren üretken bir yazardı. Mektupları ve hatıraları, Bloomsburry zamanının İngiliz edebiyat kültürü merkezinde Woolf'un bakışını ortaya koyar. Woolf, sanatın toplum ile entegre olduğu zamanda bir tarihsel dönemi temsil eder. T.S. Elliot Virginia'nın ölümünün ardından şöyle tarifler " Merkezinde Virginia Woolf olmadan, şekilsiz ve marjinal kamış olurdu...Virginia Woolf'un ölümüyle, bir kültürün tüm yörüngesi kırıldı."

Virginia Adeline Stephen, Leslie Stephen ve Julia Duckworth'un üçüncü çocuğuydu. Stephen ailesi saygın İngiliz orta sınıfının yaşadığı yerde yaşadı. Erkek kardeşleri Thoby ve Adrien'ın Cambridge'e gönderildiği zaman, Virginia özel hocalar tarafından ve babasının edebiyat klasikleriyle engin kütüphanesinden faydalanarak eğitildi. Virginia daha sonraları patriyarkal toplum içinde kadının ayrıştırılmasını içerleyecek, kendisine hiç bir formal eğitim önerilmezken erkek kardeşlerinin okul ve üniversiteye gönderilmesine sitem edecektir. Woolf'un Viktoryan yetiştirilme tarzı onun daha sonraları Bloomsburry çevresine, onların orjinal fikirlerine ve geleneklere karşı ilişkilerine katılma kararını etkileyecektir. Biyografi yazarı Hermione Lee şöyle der "Woolf "modern"di fakat o aynı zamanda geç Viktoryendi. Viktoryen aile geçmişi onun kurgusunu besledi, toplumsal politika analizini şekillendirdi ve onun sosyal grup davranışlarının temellini oluşturdu."

Mayıs 1895'de Virginia'nın annesi romatizmal ateşten öldü. Onun bu beklenmeyen ve trajik ölümü Virginia'da daha 13 yaşındayken ruhsal çöküntüye sebep oldu. Babası Leslie Stephen'in 1904'te ölümüyle bunu ikinci şiddetli çöküntü takip etti. Bu sırada Virginia ilk intihar girişiminde bulundu ve akıl hastanesine yerleştirildi. Yeğeni biyografi yazarı Quentin Bell'e göre , "Bütün o yaz deliydi. Erkek kardeşi Thoby Stephen'in 1906'da tifodan ölümünün ardından,Woolf'un üzerinde aynı etkiyi yarattı, öylesine bir etkiydi ki, daha sonraları ilk deneysel romanı olan Jacob'un Odası'nda onu tekrrar Jacob olarak ve Dalgalar'da Percival olarak canlandıracak kadardı. Bunlar Virginia'nın tüm hayatı boyunca Mart 1941'de intiharına kadar ara sıra meydana gelen bir çok ruhsal çöküntünün ilkleriydi.

Bloomsburry

Virginia, makale yazmanın; The Guardian, the Times Liteary Supplement ve The National Rewiev gibi gazetelerde yayın eleştirmenliği yapmanın yanında Londra'daki yetişkin eğitim okulunda İngiliz Edebiyatı ve Tarihi öğretmeye başlamıştı. Woolf gazetecilik uğraşına çağdaş ve klasik edebiyatı Athenaeum, The Dial ve The Criterion gibi mecmualarda inceleyerek hayatı boyunca devam etti. Bu aynı zamanda Woolf'un düşünsel ilgi alanlarını paylaştığı ve özendiği genç bir adamla yakın arkadaşlığının başladığı zamanlardır. Arkadaşlarının büyük bir çoğunluğuyla Lytton Strachey, Leonard Woolf ve Clive Bell gibi erkek kardeşi Thoby, Trinity College, Cambridge'te (1899'da) tanışmıştı. Bu grup "Perşembe Akşamları" Gordon Square (Londra, 1906) buluşmalarına başladı, bunu sanat tartışmaları yaptıkları Venessa Bell'in "Friday Club"ü takip etti. Bu iki edebi ve sanatsal grubun ortaya çıkması, resmi olmayan "Bloomsburry Grup"unu türetti.

1924, edebiyatta modernizmin altın çağında, Virginia Wolf "modern" kurgu hakkındaki yeniye açıklık getirmeye çalıştı. Bütün kurgular insan karakterini açıklamaya çalışırken o, modern kurgunun karakteri yeni bir yolla tanımlaması gerektiğini yazdı çünkü "Aralık 1910, insan karakteri değişti". Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası arasındaki radikal fark, Woolf'un kurgusunun ana teması oldu.

Fethiye DavasıGece ve Gündüz, Virginia Woolf'un ikinci romanıdır. Woolf'un "bilinç akışı" tekniğini kullandığı daha sonraki modern deneysel romanlarından farklı olarak klasik gerçekçi üslûpla kaleme aldığı bu eser, olay örgüsü, gerçek mekân tasvirleri ve titizlikle betimlenmiş karakterleri, dönemin atmosferini yansıtan özellikleriyle dikkat çekiyor.

1920'de yayımlanan roman, daha sonraki eserlerinin habercisi olarak, nesnel gerçekliğin ve tarihselliğin insan bilincindeki yansımalarını birbirinden oldukça farklı karakterlerde ustalıkla canlandırıyor.

Roman, I. Dünya Savaşı öncesi Londra'sında geçer. Woolf, dönemin entelijansiyasını, fikir ve ruh dünyasını mizahî ancak sıcak, insanî bir dille anlatır. Kadın hakları, sınıfsal farklılık, aşk, evlilik ve özgürlük gibi meseleleri, karakterlerinin yaşamları, mücadeleleri, umutları, acıları ekseninde tartışıyor. Gece ve Gündüz, Katharine, Mary ve Ralph'in hakikat arayışlarında tanık olduğumuz modern insanın yazgısı, bir başkasını anlama çabası üzerine duygulu ve derin bir metin.

1911, insan karakterinin değişmesinden sonra, Virginia British Museum civarında Bloomsburry'de kocası olmayan bir kaç adamla birlikte aynı evde yaşamaya karar verdi. Bazı akrabaları şok olmuştu ve babasının eski arkadaşı Henry James onun yaşam tarzını oldukça bohem bulmuştu. Ev arkadaşları, erkek kardeşi Adrien, John Maynard Keynes, Duncant Grant ve daha sonra evleneceği adam Leonard Woolf'tu. Grant ve Keynes sevgiliydiler ve grubun hetereseksüel üyeleri alışılmadık ilişkileriyle bilinirlerdi.

Virginia Woolf, 1931'de yayımladığı Dalgalar'ı yazarken ise, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir başka romana benzemeyeceğini biliyordu. (...) Çünkü Dalgalar, 'hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.

Virginia Woolf, Dalgalar'da dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. "Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak" yazılan kitap, "şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girsin ki" diyen Woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir... Gerçekçi roman geleneğinden tam bir kopuşu temsil eden Dalgalar, bilinç akışı tekniğiyle yazılan romanların en önemlilerinden biridir."

Fethiye DavasıFeminist bakış

Woolf yaygın olarak kadınların akademi, klise, hukuk, tıp gibi alimlerin oluğu yere girememesi üzerine yazdı; mesele kadınların Oxford ve Cambridge'den dışlanmasıyla alevlenmişti. Woolf hiç bir zaman üniversiteye gitmedi; erkek kardeşleri ve arkadaşlarının onu reddeden fırsatlara sahip olmuş olmaları gerçeğini hep içerledi. Edebiyat çevresinde bile, Woolf kendisi gibi babasının hatıralarını yazması veya yazışmalarınını düzeltmesi beklenen kadınları buldu. Woolf, babası Leslie Stephen'in ölümünün ardından hatıralarını yazdı fakat sonradan "eğer genç yaşımdayken (22) o ölmemiş olsaydı, hiç bir zaman yazar olamayacaktım" der.

Woolf aynı zamanda evlilikte kadınların erkeklerle eşitliği meselesiyle çok ilgilendi ve To the Lighthouse romanında ebeveyninin evliliğindeki eşitsizliği dahice bize hatırlattı. Woolf ebeveynini Bay ve Bayan Ramsay üzerinde temellendirdi. Vanessa Bell Mrs. Ramsay'ın anneleri Julia Duckworth Stephen olduğunu hemen çözdü, Vanessa "onu ölümünden sonra böyle yaşatmak acı vericiydi" diye hisseder, Annesinin yerine getirmeye çok hevesli olduğu Viktoryan ideali -Woolf daha sonradan tanımlayacaktır bunu- dindar Vilktoryan şiirinden ödünç alınmış bir figür 'Evdeki Melek"tir. Woolf kısmen başarılı "Evedeki Melek" in kökünü kazıma girişimlerinden bahseder ve annesinin görgü kuralları algısından bağımsız, özgür kadın için olasılıkları tanımlar.

Woolf'un ebeveyninin evliliğinde gördüğü uyumsuzluk, şunu belirlemeye iter " bir kadının evlendiği adam kadının layık olduğu kadar ona layıktır. Çiftler eşit olmalıdırlar. Onun genç yetişkinlik zamanlarında almış olduğu çok sayıda evlilik teklifine rağmen, Lytton Strachey and Sydney Waterlow teklifleri dedahil, Virginia sadece Ceylon Civil Service'te subay adayı Leonard Woolf'tan çekindi. Virginia, evlilik ve ilişkinin talep ettiği duygusal ve cinsel bağlanma korkusu yüzünden bocaladı. Leonard'a şöyle yazdı: "Sana geçen gün acımasızca söylediğim gibi, sana karşı fiziksel bir çekim hissetmiyorum. Anlar var -beni öptüğün geçen gün bunlardan biriydi- kayadan daha fazlasını hissetmiyorum. Ve hala benim için gösterdiğin şefkat beni boğuyor. Bu öyle gerçek ve öyle garip ki". Virginia sonunda kabul eder onu, 30'unda Leonard Woolf ile Ağustos 1912'de evlenir. İki ya da üç yıl kadar yatağını paylaşır, daha sonrasında yatak odasını. Ancak Virginia'nın dengesiz akli durumuyla birlikte tıbbi tavisiyeleri takip eder, çocuk sahibi olmazlar.

Evliliğin eşitsiz durumuna ilişkin ciddi bir toplumsal suç olarak bir kadına iffetsiz muame edilmesi cisnsel çifte standarttı. Woolf, "Moments of Being" hatıralarında anlattığı üzere kendisi üvey erkek kardeşlerinden birinin elinde bir tür cinsel istismar kubanıydı. Daha açıklıkla, erkeklerin ilişki biçimi ve seks konusunda hayli bilinçliydi, halbuki orta ve üst sınıf kadınların bundan bihaber olmaları beklenirdi. O sıklıkla cinselliği ve özellikle kadın cinselliğini içtenlikle ele alan edebiyatın olanakları hakkında hayrete düşerdi fakat kendi çalışmalarında seksi oldukça indirekt olarak tartıştı.

1929 tarihli "Kendine Ait Bir Oda" feminist hareketin klasik bir kitabı olarak kabul edilir.

Kadın hareketinin elden düşürmediği önemli kitaplardan biri olan Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un belki de en kolay okunan kitabıdır. Çünkü konu çok somuttur: "Kadın ve Edebiyat."

Erkeklerin kadınlara bıkıp usanmadan tekrarladıkları 'ezeli' ve de 'ezici' bir soru vardır: "Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?" İşte Virginia Woolf bu 'yakıcı' soruya, tarihsel ilişkilerin kökenine inip kütüphane raflarında şöyle bir gezindikten ve de kısa bir kadın edebiyatı tarihçesi çıkardıktan sonra esaslı bir yanıt getiriyor. Ve şöyle sesleniyor kadınlara: "Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!.."

Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Kocası Leonard yahudiydi ve Naziler tarafından yakalanma korkusu hissediyordu; çiftin Londra'daki evleri Blitz (2. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Kırallığın bombalandığı dönem) zamanında tahrip edilmişti. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

Leonard Woolf'a, 18 Mart 1941

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."

Kitaplarının kapaklarında kardeşi Vanessa Bell'in resimleri bulunmaktadır.

Yazar, modernist hareketin en önemli kişilerinden biri olarak tarihe geçmiştir ve roman türünün gelişimine büyük katkıda bulunmuştur.

Bültendeki diğer yazılar (Mart 2014)
TRT'yi Değil Bizi İzlemeye Devam Edin!, Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar,
Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar Grubu

Mühendislik Neden "Erkek"tir?, Beyhan Tayat, Endüstri Mühendisi
Düşünüyorum Öyleyse Vurun, İpek Güvercin
Virginia Woolf (1882-1941) , Berivan Öncel, Gıda Mühendisi
Kadın Cinayetine Kadın Cinayeti Diyebilmek..., Özdeş Bodur, Gıda Mühendisi
Hediyeler Üzerine, Suzan Bayhan, Bilgisayar Mühendisi
İlk Kadın Kimyagerimiz: Prof. Dr. Remziye Hisar, Bahar Sağlam, Gıda Mühendisi
Fotoğraflarla 8 Mart 2014, Selma Eroğlu, Makina Mühendisi
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:05:22 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar